1960 ( 1971, 1978, 2018 ) 2060

Merhaba değerli arkadaşlarım,

Nerede ise hepimizin 1960 doğumlu olmamız konusunda bizlerin bir katkısı olmadı. İyi ki varlar, (idiler), analarımızın babalarımızın sevinç kaynakları da olduk, gurur kaynakları da, diye düşünüyorum.

1971 yılında bizim bir araya gelmemizi sağlayanlar da onlar oldu.

Şahsen ben, o güne kadar –rahmetli babamın görevli ziyaretlerine anam ile birlikte zorunlu eşlikler nedeni ile- Trabzon’dan Ankara’ya sadece bir veya iki kez gelmiş, ilkokul arkadaşları gibi Trabzon Kanuni Ortaokuluna ve sonra da babamın mezun olduğu Trabzon Lisesine gitmek ve sonrasında da Trabzonspor’un sağ açık ve/ya santrafor alternatifleri arasında yer alma planları yapan bir çocuk idim.

Anamın söylediğine göre; 1970 yılınca yurtdışına göreve giden babamın, görev süresince Fransızcası kendini tatmin etmeyince, döndüğünde benim iyi Fransızca öğrenebilmem için Galatasaray lisesine gitmem konusunda önerisi olmuş. Ama ben, Fransızca yerine İngilizceyi tercih edince, amcamın yaşadığı şehir olan Ankara’da yeni açılan, Ankara Maarif Koleji / Ankara Atatürk Koleji gündeme gelmiş Aşılması gereken sınavlara İskender Paşa İlkokulundaki öğretmenim Leman Seymen destekleri ile okuldaki harita odasında yapılan çalışmalar sonrasında 1971 yazında amaca ulaştım ve sizlerle tanıştım

30 Temmuz 2060 tarihine kadar sürmesini dilediğim yaşamımın, geride bıraktığım 57 yılının 46 sını, yani yüzde 80’ini, bu kitabı birlikte oluşturduğumuz, siz değerli arkadaşlarım ile geçirdim. 46 seneye rağmen, aranızda çok az şeyi paylaştıklarım da var, ortaokul, lise sonrası uzatmaları dahil üniversiteyi birlikte okuyup, haftalık, aylık periyotlarda derin sohbetler ile yaşamın nerede ise tamamını paylaştıklarım da. Ama inanın, güven ve samimiyet konusunda (çook az istisna dışında) hiçbirinizin diğerinden farkı yok. Bunu başarmanın haklı gururunu ve keyfini yaşıyorum, iyi var(sın)ız.

Bu keyfi paylaşmaya devam edemediğimiz, Tunç’u, Yasemin’i, Oğuz’u, İrem’i, Ümit Hayri’yi, Halenur’u … hiç unutmadık, unutmayacağız! Emanetlerine sahip çıkmak adına da her zaman hazır olacağız. …

Anılar ve biriktirilenler çok çeşitli ama, kendimi öğrencilikler sonrası “üretirken” hep – hala daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim.

Hem bir mühendis olarak, hem de bir yurttaş olarak yaşamayı da, dayanışmayı da, üretmeyi de, paylaşmayı da çok sevdim. Sanıyorum, “daimi yatılı AAAL’li”lerden biri olmanın öğrettiklerinin, bunlarda çok katkısı var. Paylaşılan ekmek, harçlık, çocukluk ve gençlik …

O yılların, namı diğer “hamsi”si ve/ya “Ali Kemal”i, bugünlerde daha çok “AKTİF YURTTAŞ” olarak anılmaktan hoşlanıyorum. Sıradan bir mahalleli sorumlulukları ile başlayıp, gönüllüsü olduğum Semt Meclisinde, üyesi olduğum derneklerde ve siyasi partide, aklımın ve yüreğimin yettiği kadarı ile geleneksel ilişki ağları ve üretim yöntemleri yerine, daha yüksek katma değer yaratılabilecek, farklı olasılıkların tartışılmasını sağlamaya çalışıyorum.

Son on yıllarda, yaşadığımız en önemli olaylardan biri olan GEZİ direnişi sürecinde öğrendiklerim (nitelikler ile tatmin olmayıp nicelik peşinde koşmak, paylaşılan mağduriyetler ile yetinmeyip, hayalleri de ortaklaştırabilecek süreçleri kapsayan projeler geliştirmek, daha iyisi için değişimin yetmeyeceğini kabul ederek) kendimi dönüştürmek ve etki alanımdaki yönetişim sistemlerini değiştirmek için mücadele etmeye, nerede ise kendimi adadım.

Büyük bir aksilik olmazsa; 2019 sonuna kadar, bu tempoda aktif yurttaşlık görevlerimi yerine getirmeye devam etmek istiyorum. Şu sıralarda düşünebildiklerim ile söylediklerim, yazdıklarım ve yaptıklarım arasındaki paralelliği yönetebilmek hoşuma gidiyor, bazen kendimle gurur bile duyuyorum.

Birkaç sene sonra, Fındıklı’da yaşamaya dair altyapıyı geliştirir ve hazırlıklar tamamlanınca da şirin memleketime yerleşirim, diye düşünüyorum.

Bu arada, Fındıklı günlerimi hayal etmeyi de çok seviyorum. Serde mühendislik olunca, soyutlar somutlaşıyor ve kısa, orta, uzun vade için adımlar planlanıyor.

İlk somut adımlardan birini, birkaç ay önce, babaannemin evinin tadilatını başlatarak attık. Umarım, 2018 ilkbaharında ilk adımı tamamlanmış olacak ve iç tasarım ile ilgili süreci başlatacağız ve birkaç sene içinde ben tamamen gitmeye hazır olmadan, “HALA’nın Evi” olarak isimlendirdiğimiz ev, amacına dönük olarak kullanılmaya başlanacak.

Fındıklı hayalimi, birkaç başlıkta ana hatları ile özetleyerek yazımı sonlandırayım.

1 – Tadilatlarına başladığımızı yukarıda yazdığım, HALA’nın Evini, birkaç Demokrat Kitle Örgütü birlikte kullanacaklar. Sadece, Fındıklı değil komşu ilçelerdeki hemşerilerim, genci yaşlısı ile HALA’nın Evi’nin aylık etkinlik programlarını takip edecekler. Bu programlarda benim yerim; Perşembe günleri öğleden sonra gerçekleştireceğim yaklaşık iki saat sürecek olan Perşembe Sohbetleri olacak

2 – Umarım, 2019 da seçilecek Belediye Başkanımız ile birlikte oluşumuna destek vereceğimiz, Kent Konseyinde gönüllülük ve/ya danışmanlık sorumluluğum olabilir, enerjime bağlı.

3 – En çok da, bugüne kadar yeteri kadar vakit ayıramadığım, Yavuklum’a ve kitap okumaya hak ettikleri değeri vermek istiyorum.

4 – Muhtemelen ayda bir veya iki yazıyı “ mehmetcpeker.biz “ sayfamda, görsel kayıtları da youtube.com/mehmetcpeker bağlantısında sizlerle paylaşmak ve

5 – altı ayda bir Ankara’ya gelip, dostlar ile hekimleri ziyaret etmek keyifli olacaktır, diye düşünüyorum.

Adreslerimi tekrarlıyor ve aramızdaki bu iletişim ve sevginin eksilmeden devamını diliyorum.

Sevgilerimle,

Mehmet C. Peker (48)

peker@mehmetcpeker.biz

Kargo adresi ise çok kolay; Mehmet C Peker, Fındıklı / Rize
Bu da hepinizin bildiği cep telefon numaram; 0533 270 49 89

Sizin düşünceniz nedir ?

Scroll to Top